SeN
- Keşke seni farklı bir zamanda,
Bambaşka bir ortamda
Tanısaydım ve sevseydim yine delice,
Bu sefer çıkıp ta karşına sadece
Seni sevdiğimi bilmeni istemezdim
Vefasızlığına böyle sükut etmezdim.
Ancak her şey istediğim gibi de olmuyor
Sevdamın zararı yalnız benle son bulmuyor
Ve ne yazık ki ellerim kolllarım da bağlı
Seni düşünür dururum gözlerim yaşlı.
Hayatta bir tek seni ummuştum neler buldum.
Sayende yalnız bile kalamaz oldum
Çünkü ne zaman kalsam
Hayalinle saatlerim gidiyor
Ne zaman seni hayal etsem
Sonu hep hüzünle bitiyor.
Sonu hep sensiz bitiyor.
BEN BURDAYIM
ait olduğum ne..
anlamsızdı sözlerim..
bana güzel gelen..gidişlerim..
ve..bu şarkı gibi yarım kaldım işte..
şimdi..
yalnızım..yalnız olmadığım kadar..
kendimin oldum..kimsenin olmadığım kadar..
Bekler her gece seni,
Her gece sessiz sessiz otururken,
Düsünmemisken hiçbir seyi,
"Asik olayim" derken,
Vurulmak bir kus gibi,
En derin yerinden,
Titremek soguk bir suya girmis gibi,
Asik olmak sonunda,
Ve ölene kadar sevmek...
KALBİMİ KIRMAK DENİZE YAZI YAZMAYA BENZER, KIRILAN KALBİMİ DÜZELTMEK İSE GECE GÜNEŞE DOKUNMAK KADAR ZORDUR.SEN DENİZE YAZI YAZDIN SİMDİ GECE GÜNESİN DOGMASINI BEKLEEEEEEEEE
Şimdi sokağın buz gibi soĞuğunda yürüYorum ..
YiNe her zamanki gibi aklımda SeN varsın ...Yine diLimde senin adın ...Yine keşkelerimle baş başayım...
KeşKe diYorum ,KeşKe o da beni sevseydi...
KeŞke şimdi gözYaşlarım mutluluktan süzülseydi gözlerimden...
Keşke eskisi gibi sadece sen mutLu etseydin beni..
KaldıRamıyorum sensizliği..
UtanıRım sana geL demeye ...
Ben çağırmasam ama sen yine de gelsen ..
Söylemesem ama sen yine de Bilsen ne kadar özlendiğini...
Ben anLatmasam ama sen anLaSan seni nasıl sevdiğimi...
Yetemiyorum kendi kendime , ihTiYacım var sana ..
Keşke ...Keşke ,sen de biraz sevsen ...SeveBiLsen ...
Bırakmasan....
Keşke hiç ayrı kalmasak...
Keşke benden gitmesen...
Keşke bitmesek...


Gece laciverte akıyor o avcuna yıldız koyduğun meleğin ağlıyor.
Artık yıldızımız yok bizim sende yoksun bende yokum.
Keşke kendimiz için yaşayabilseydik heran.
Onlar alsalardı dünyalarını başlarına çalsalardı keşke biz olabilseydik gitseydik sonrasında yok yok.
Bu kadarını istemeye hakkım yok ne sana kızıyorum ne de o ele avuca sığmayan bana.
Benim isyanım kendime bir an yaşıyorum sandım ve çok oldu avuçlarına
bırakalı özgürlüğümü affet sevdim. Sevdim sevdim sevdim işte.
Şimdi yenik düştüm boylu boyuna çaresiz kaldım beni tek bıraktın olmadı
daha fazla dayanamadı bu yürek sen ve ben kavramlarına. Biz oldum ben
tek başıma şimdi keşke gel diyebilsem.Yok yok hakkım yok bu kadarına..
Sevgilim tapınağım tek düşüm ölümsüzlüğüm herşeyim.
Ne kadar dayanır bilmiyorum ufacık yüreğim sensizliğe ki yaşamak
sensizlikte yaşıyorsam bilki bu batası uzak şehirde senin nefesini
buluyor senin nefesini öpüyor senin nefesini içime çekiyor olmamdır.
Biliyorum artık yıldızımız yok bizim , hani içinde biz olan yıldızımız , MELEĞİN ağlıyor MELEĞİN üşüyor, MELEĞİN
utanıyor ki avuçlarından düşürürken yıldızımızı, kimin düşünü
gerçekleştirdi bilmiyorum ama ben artık kayan yıldızlarda dilek
tutmuyorum...
Bilmiyordum bir rüzgar kadar hızlı gideceğini
Ummuyodum yüreğimi böylesine derinden götüreceğini
Rüyaydın, uyandım ve sen bittin diyecektim kendime
Alıştıramamışım bu rüyanın gerçekliğini gönlüme
Kalbim kanıyo gideceğin yerler üstüne
Önceden böylesine düşmemiştin ki gönlüme
Zorlu sevdam değildin ölürcesine
Lazım değildin her gece beynime
En büyük hayalim oldun şimdilerde
Mazide kaldı diyebilecek miyim ilerde bugünlere
Seviyorum seni öylesine değil, İşte böylesine

Senden başka her şeyi unutacak kadar seviyorum seni
Hiçbir filiz kendi gölgesinden öte bir yerde ölümü tatmamıştır..”
Ey gözlerime bahşedilmiş mucize,
Ey yüreğime hediye edilmiş Cennet kokusu,
Ey nefesime serpiştirilmiş bir yudum taze hayat,
Kan
ter içinde susuz dudaklarıyla ve semâya dönen dualarıyla “ bir avuç
deryâ’yı “ dileyen bir Haziran Cumartesi vaktinden düşüyorum sen kokan
bu satırları..Vaveylâ eden bir öğle saatinde bulunduğun yerin deli
rüzgarlarında düşlüyorum seni..Deli esen rüzgara inat başını eğmeyen
gözlerine baka baka seni sevdiğimi haykırıyorum dua dua.... Kulağımda
yankılan Cennet şarkılarıyla yeniden huzuru doldururken seni çekiyorum
içime.. Toprak kokan benliğimle deniz kokan türkülerin söylendiği
yüreğine akıyorum.. Sen mavi bir deryâ, ben sana kavuşmayı arzulayan -
ruhi haliyle- Leylâ.. Sana gelen yollarıma sunulmuş tüm engelleri teker
teker aşarak sana koşuyorum. Yüreğimde toprak kokusu, yüreğimde sana
bir an evvel kavuşma çoşkusu..Hadi sevgiliKapılarını, perdelerini
sonuna kadar arala.. Mevcudiyetinin ve geleceğinin tek idamesi / gayesi
koca yürekli “ umut “ sayfalarına bir “ Elif “ miktarı “gül”ümse olmaya
geliyorum.. Heybemde yetiştirirken her nefesine bir “ Elif “ miktarı
huzuru kattığım birkaç sevda gülü ve nefesimde Cennet tahayyülü ile
sana koşmaktayım..Yıllarca sana sakladığım yüreğimi benden emin olana “
sana “ katmaya geliyorum.. Yollarım sana, menzilim sana..Kan ter içinde
kalan Haziran ayının aksine ben “ senin gözlerinde “ yaşlanmayı
diliyorum.Senin mevcudiyetine idrakim tamamdır artık.. Gayri benliğim
senin varlığında sonlansın sevgilim…Çünkü biz bir mucizenin gerçeğe en
yakın halinde sevdik birbirimizi.. Biz ki; dallarında bir “ Elif “
miktarı huzur, köklerindeki taze umutları taşıyan gül-i râna’nın
sevdaya sunulan bir avuç mutluluğuyuz..
Tedavülü
çoktan kalkmış bir ömrün peyderpey yeniden yaşatılması değil bizim
sevdamız. Bitkisel hayatta yaşayan bir bedene yeniden ömür biçmek degil
yaşadıklarımız.. Ayrı gökyüzüne aynı gözle bakan bir sevdanın en yalın
haliyiz.. Tümceleri sevda ile nakış edilmiş cümlenin içinde yüreği
Cennet kokan bir özneyle ile bir yüklemiz.. Biz ki toprağın suya hasret
kaldığı zaman diliminde gökten düşen - bir “ Elif “ miktarı
“gül”ümse’yiz.. Şimdi sevme zamanı.. Şimdi kavuşma zamanı..Gökten inen
nurun toprakla kavuşmasında temaşa edilen mucizenin kelimelere dökülen
haliyiz biz.. Sen ve ben bir’iz..Sen ve ben hep biziz.. Biz ki ;bir “
Elif “ miktarı huzuruz yetim ceylanlara hediye edilen.. Biz ki; taze
gülüz nadasa bırakılmış topraklarda yeniden yeşeren.. Ve biz ki,
birbirimizin kaderine yazılmış bir ömürlük sevdayız yıllarca kıyıda
köşede delice beklenilen…
Nefesindeki hayatla soluklandığım saklı sevdam,
Sevda
mucizesinin yeniden tezahür ettiği gözlerine yaşat beni.. Sonra da
yeşil Cennetindeki gonca güllerinle sar beni…Hadi sevgili durma öyle..
Mavi bilyelerin cam soğukluğunda üşüyen yüreğimi sıcak şefkatinle
kundakla. Üzerinde ütüsüz gömleği bir de yamalı pantolonu ile sana
koşan bu adamı ilkokul cağındaki örgülü saçlarıyla siyah- beyaz
fotoğraflara bile renk katan yaşı küçük ama yüreği büyük o kahve gözlü
kızın yüreğine al..Gözlerinde her gün tekrarlanan bayram sabahlarının
güzelliğine kat beni.. Baktığın her gökyüzünde benim gülen yüzümü
görebilecek kadar benimse beni..Bir an tıkanan hayatın içinde anlamını
idrak edemediğimiz ama onsuz mevcudiyetimizi idame ettiremediğimiz
nefesinle sev beni.. İçine çek beni.. Taaa ciğerlerine doldur beni.
Uzaklığımı unut, nefesime sokul.. Şah damarlarımdan bir an bile ayrılma
sevgili.. Yoğunluktan bitap düşen yüreğimi nefesinle tazelendir.. Hadi
el gibi sevgili durma yanımda . Ne olursa olsun yaşat beni yaşadığın
sevdanın en yalın zamanında.. Kapı zile basan kişinin aşikâr olmasına
inat sen hep benden başka her şeyi unutacak kadar sev beni..
Hadi
sevgili.. Bu Cumartesi bana memleketinden güneşler topla heybene..Biraz
da deli esen rüzgardan doldur eteklerine..Bana gelirken toz toprak
koksun yüreğin… Ellerin ise huzur… Şimdi seni bekliyorum aynı
gökyüzünün altında. Sana kanatlanmak üzereyim.. Hicretim sana..
Yollarım sana… Menzilim sanadır..
Unutmadan
sevgili.. Gözlerimi kapattım.. Hani her zaman sana dediğim gibi” bir
gün gözlerine bir şey olur da bir göz gerekirse karanlıklarına.. İşte
bak yine gözlerimi sana verdim.. Kapattım ışıklarımı.. Annemin
tülbentiyle perdeledim güneşi.. Sağım- solum karanlık mı sanıyorsun
şimdi.. Tut ellerimi şimdi.. Gözlerin ışığım, adımların adımlarım
olsun…Hadi gözlerimi kapattım ve kulağımda Cennet şarkılarıyla çoşarken
kulağına fısıldıyorum sevgili…
“ Senden başka her şeyi unutacak kadar seviyorum seni ..."
